Ey Garip Bülbül Diyarın Kandedir?
Ey garip bülbül diyarın kandedir
Bir haber ver gül-i zarın kandedir
Sen bu ilde kimseye yar olmadın
Var senin elbet yarin kandedir
Arttı günden güne feryadın senin
Ah ü efgan oldu mutadın senin
Aşk içinde kimdir üstadın senin
Bu senin sabr ü kararın kandedir
Bir enisin yok acep hasrettesin
Rahatı terkeyledin mihnettesin
Gece gündüz bilmeyip hayrettesin
Ya senin leyl ü neharın kandedir
Ne göründü güle karşı gözüne
Ne büründü baktığınca özüne
Kimse mahrem olmadı hiç razına
Bilmediler şehsüvarın kandedir
Gökte uçarken seni indirdiler
Çar unsur bendlerine urdular
Nur iken adın Niyazi verdiler
Şol ezel ki itibaren kandedir
Niyazi Mısri
Zikir
Gavs-ı Sani hazretleri buyurdular ki:
Zikir çekmeyen sofi avamdır. Nakşi listesine sadece zikir çeken sofiler yazılır. Nefis neyf-u isbat ile müslüman olur. Sofiler bize dünya şikayeti ediyorlar. Ama bir sofi gelip zikir ile ilgili soru sormuyor. Dünya dertleri hep gafletten geliyor. Zikri sürekli çekin, günahlara meyletmeyin. Yoksa zikir uzar gider…
Ah Mine’l-Aşk!

Sufilerden biri anlatıyor:
Bir gün Gavs hazretlerine baktığımda içimde değişik bir hal ile merhamet duygularım kabardı ve ağlayıverdim. Dostlardan biri şöyle demişti:
“Bu sadatlara merhameti olmayanın kimlere merhameti olur ki? Bunca sorumluluk ve bunca yük.. Mübareğin bel ve diz ağrıları dayanılacak gibi değil. Doktorlar kesinlikle dizlerinin üzerine oturmamasını tavsiye ettiler ama o hep dizlerinin üzerine oturuyor. Bunca rahatsızlığına rağmen bu kadar yüke nasıl dayanıyor? Biz bir kaç gün dayanamıyoruz orada, dizlerimizin ağrısından duramıyoruz.”
O hal üzere iken dervişlerden biri geldi ve anlatmaya başladı:
“Sofi bilir misin bu mübarekler bu kadar sıkıntıya nasıl dayanırlar? Hiç düşündün mü?”
Dedim:
“Kurban, bilmem ki nasıl dayanırlar?”
Dedi ki:
“Sadatların bunca yüke ve sıkıntıya dayanmasının sebebi Allah’ı (cc) ve Rasulullah’ı (sas) çok sevmeleridir!..”
Nere Düştü?
Gavs-ı Sani hazretlerinin latifelerinden biri:
Hizmet sırasında ağır bir yük kaldırıp da göbek bölgesinden rahatsızlanan bir sufi yanında bir görevli ile beraber Gavs-ı Sani hazretlerinin huzuruna çıkar ve halini arz eder:
“Sultanım, göbeğim düştü.”
Mübarek döner ve tebessüm ederek sorar:
“Sofi, nere düştü?”
Sufinin yanındaki görevli mübareğin hadiseyi anlamadığını düşünerek göbek düşmesinin ne olduğunu izah etmeye çalışır. Mübarek görevliyi dinler ve yine tebessüm ederek sorar:
“İyi iyi de sofi, göbeğin nere düştü?”
***
Hizmetime Mani Olmayın
Bir Hac ziyareti sırasında Gavs-ı Sani hazretleri oturmuş rahleleri önlerinde olduğu halde Kur’an-ı Kerim okumaktalar. O esnada Kur’an okumak için gelen diğer hacı adaylarına da bir yandan kendi taraflarında olan rahlelerden bir bir veriyorlar ve aynı zamanda Kur’an okumaya devam ediyorlar.
Bu hali gören sufilerden biri mübarek sıkıntı çekmesin niyeti ile kendisine şöyle der:
“Kurban siz zahmet etmeyin. Rahleleri biz dağıtırız.”
Mübarek tebessüm ederek sufiye bakar ve şöyle buyurur:
“Neden benim hizmetime mani oluyorsunuz? Biz ümmet-i Muhammed’e -aleyhissalatü vesselam- Allah için hizmet ediyoruz. Haydi, siz de gidin kendinize bir hizmet bulun. Hizmetimize mani olmayın.”
***
Sadakat
Gavs-ı Sani hazretleri buyurdular ki:
Üç ihlas suresi bir Kur’an hatim sevabına muadildir. Biz de hatmede 1000 ihlas okuyoruz. Üçe bölünce 333 Kur’an hatim sevabı eder. Okunan Elemneşrahleke ve salavatlar hariç. Ayrıca Resulullah -aleyhissalatü vesselam- da hatmelere teşrif ediyorlar. Bu halkayı Peygamber -aleyhissalatü vesselam- Efendimiz kurmuştur, sünnettir.
Peygamber Efendimiz’den -aleyhissalatü vesselam- sonra makamı en büyük insan Hz. Ebu Bekir Sıddık’dır (r.a). Bizim pirimizdir. O bu makamı çalışmasından dolayı değil sıddıkıyeti ile elde etti. Bu yola sadık olmamız lazım. Çok çalışmamız, gayret etmemiz ameli salih yapmamız lazım ve devamlılık lazım. Tarik-i Nakşibendiye devam etmemiz lazım. Şeriat-ı garra üzere olmamız lazım. Sofi az gayret etse Sadatlar ona himmet edecek.
***
Bu Dünya Bir Handır
Gavs-ı Sani hazretleri buyurdular ki:
“Bu dünya bir han gibidir. Ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır. Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur. Yola çıkan kimsenin hedefine ulaşması için belli bir yol ve usül takip etmesi gerekir. Başıboş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir. Onun nereye varacağı da belli olmaz. Allah yolu da böyledir. O yolda Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- izinden başka Allah’a giden bir yol ve kapı yoktur. Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- hayatını yaşamak için de ulu sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber’e -aleyhissalatü vesselam- hakkıyla uymanın en güzel yolu sünnet üzere yaşayan sadatları takip etmektir. Sadatlar sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil hal olarak yaşar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasip olur. Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur. En büyük saadet de budur.”
***
Günde Kaç Defa Görüşüyor?
Sufilerinden biri Gavs-ı Sani Hazretlerinin huzurunda düşünmektedir:
“Gavs Seyyid Abdülhakim Hüseyni Hazretleri Resulullah -aleyhissalatü vesselam- ile her gün yirmi beş defa görüştüklerine işaret buyurmuştular.
Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri Resulullah -aleyhissalatü vesselam- ile her gün yetmiş beş kez görüştüklerine işaret buyurmuştular.
Acaba Gavs-ı Sani Hazretleri günde kaç defa görüşüyor ki?”
Sufi bu taaccüp hali üzere iken Gavs-ı Sani Hazretleri tebessüm eder ve ona döner. Mübarek fem-i muhsininden şu cümleler dökülür:
“Resulullah -aleyhissalatü vesselam- her daim bizimle beraberdir…”
***