Zikir Mürşidden İzinli Olmalı
Kurbanlar inşallah sizlere Menzilde Bir Sofinin zikirle ilgili başından geçen
bir hadiseyi kendi ağzından dinleyelim.
yaklaşık on sene önce bir gün görevlilerden birisi kurban ne kadar vird çekiyorsun diye sordu? 33.000 dedim. ohoo sen hala ordamısın. haftada bir gel senin virdini artırayım dedi. artıra artıra 65.000′e çıkardı. Bende bir haller olmaya başladı. Kendimi Mehdi zannetmeye başladım. Daha sonra çocuklarımı, kardeşlerimle birlikte çuvallarla un, şeker, fasulye, nohut alıp, bir mağaraya gittim. bekliyorum, bekliyorum. ortada bişey yok.
dedim bari gidip, mürşidime durumumu anlatayım. Gavsımıza durumumu anlattım. direk olarak bana şunu sordu. sofi ne kadar vird çekiyorsun? 65.000 dedim. Gavsımız sordu. senin virdini kim artırdı? kurban bir görevli artırdı, dedim. Dedi Sofi bundan sonra 33.000 çekeceksin. Ondan sonra her şey normale döndü.
Letaif virdini Mürşid yada artırma yetkisi verdiği kişiler hariç, kimsenin artırmaması gerektiğinin hikmetide ortaya çıkmış oluyor. O yüzden büyüklerimiz buyurmuş ki; mürşidin izni olmadan çekilen vird, fayda yerine zarar verir.
—
aynilesme’den
Hazan Mevsimi demiş ki,
Ekim 24, 2007 5:01 pm
Sufi bir daire için geçerli materyallerin genele hitap ettiğinde okuyacak ve eksik bilgiyle donanmış! kişilerde uyandıracağı mana elzemdir kanaatindeyim.
Doğrularımızın alenileştirilmesi doğru mekanlarda ve doğru kişiler düzleminde yapılmalı.
“Kalpler, ancak Allah’ı anmakla mutmain olur”
selam ile.
Lahuti demiş ki,
Mart 29, 2008 7:07 pm
İzinsiz Zikir Olur mu?
SORU :
Bir şeyhe intisâb etmeksizin ve ondan izin almaksızın
zikir ve fikirde bulunmak, evrâd-ı şerife okumak
câiz midir?
CEVAP: CAIZDIR. (Ben demiyorum Kur’an Sunnet diyor, sacimin sayisi kadar alimlerin kitablari diyor.)
Gurban Ehli sunnet vel cemaat’den cikmayalim, Kuran Sunnet ne diyorsa onu yapalim Gercek mursidimiz Kur’andir. Ve Adlarini sayamayacagim kadar bir cok velilik mertebesine gelmis kisilerin uveysi oldugunu bilirsiniz, uveysinin ne oldugunuda bilirsiniz, ve Allah(c.c) yemin ederim ki bircok veli, alim kullarin kitablarinda Çekilen Allah zikrinin sayısı sınırlı değildir, Yazar Çoğunda sınır yoktur. Bununla birlikte zaman dağdağalıdır. Meşguliyet çoktur. En azından yükümlü tutmak gerektir. Yoksa Allah zikrinin her latife için miktarı beşbindir. Fakat bu miktar zamanımıza yaramaz. Şeyh onemlidir, onemli degil demek kesinlikle diyemem, lakin herseyi seyh’e baglamayin, seyh genellikle cahiller icin, bilmeyenler icin bir aranmaz kutubdur. Seyh kuvvetli olursa bu yolda olana az zikir ile büyük derece aldırır. Uzak yakın birdir. Herkes müridini bilir. AMA DEME KI SEHYSIZ ZIKIR OLMAZ!!! Bu senin Kur’an Ve Sunnete uymadigini gosterir. Git Seyhinde ogren o zaman…..
Beni anlaman icin soyle diyorum ki, Kişi kendiside zikir çekebilir ancak gelebilecek manevi halleri yada şeytanın manevi hal gibi gösterebileceği durumlara nasıl cevap vereceği belli olmaz kul burada yükselmesini tamamlayamaz.
Kendi başina zikir çekmenin elbette sevabı vardır, fakat ileri safhada şeytanın tuzakları da vardır. Çektigi zikirle nefsini beğenmek, zikirden zevk alıp onu asıl hedef gibi görmek, zikir anında oluşan şeytanî halleri melekten veya Allah’tan zannetmek, zikirle yetinip farz ibadetleri terk etmek gibi tehlikelere düşenler çok olmuştur. Bu yuzden Seyh gereklidir, ama dedigim gibi bu haller genellikle cahil, ilimsiz, Kuran’dan Sunnetten haberi olmayan, namazin bile erkanini bilmeyen kisilerde ortaya cikar.
Soyle desen daha iyiydi….
Evet. Zikir murşidsiz cekilebilir, fakat mürşid-i kâmilin izniyle olursa daha çok sevap olur ve kalbi temizler. Mürşid-i kâmil yoksa onların kitaplarındaki zikirler okunursa, izinli yapılmış sayılır.
Ey aziz, Ey gurban latifelerin tamamı kalb alemindedir ki, kalb hepsini kapsar. Zira kalp geniştir. Sonu yoktur. Gerek aşağı alem, gerek yukarı alem tamamıyla kalbdedir. Zikrin çoğunda sınır yoktur. Fakat gücünden fazla davranmayasın. Hafif hizmet daha iyidir.
Ey aziz demek istiyorum ki Eger bir alimin veya velinin, veya ilim erbabinin kitablarinda belli zikir verilmisse buda bir icazettir, IZINDIR… illa ki seyhden izin almaya gerek yoktur. En buyuk zikir ornegi Kuran ve sunnette dir. BIR BAKMAK GERKEK, DEGIL MI? KURAN’IN BIR COK YERINDE COK COK zikir etmemiz emrediliyor, sana cok olan bana az, bana cok olan sana az olabilir, eger yolunu bilmiyorsan git dogru bildigin bir seyh varsa baglan ki bu devirde kimin ne oldugu belli degil, dahi bir cok eski tarikat seyhleri zaman tarikat zamani degildir, eski devirdeki gibi tekrar yerine donecektir diyor. (Kusadali ibrahim halveti nin kitabinabir bakin derim: 1845 (miladi) yılında Şam’da vefat eden , Kuşada’lı İbrahim Halveti ; manada bu günleri görmüş… Ve şöyle diyor :
“Artık tarikatlar kaldırılmış, tekke ve zaviyeler kapatılmalıdır. Herkes , Allah ve Resulünü , Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz zamanındaki gibi , kendi başlarına bulacak ve yaşayacaklardır.” )
iste size zikir dersi: anlayana tabii:
Yüce Allah (cc) Hz.leri buyurur ki: “Ey İnananlar! Allah (CC) Hz.lerini türlü tesbihler çekerek çok zikrediniz ve O’nu (CC) sabah akşam tesbih ediniz. Zira o sizi karanlıklardan nura çıkarandır.”[2]
Bir başka Ayet-i Kerime’sinde şöyle buyurur: “Muhakkak ki Allah’ın (CC) zikri en büyük iştir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin sizi anması, sizin O’nu (CC) anmanızdan daha büyüktür.”[3]
Yine buyurur ki: “Münafıklar Allah’ı (CC) zikretmezler. Zikretseler de pek az zikrederler ki, o da ağızlarındadır. Zanlarınca Allah’a (CC) hile yaparlar. Allah (CC) da hilelerini başlarına geçirir.”[4]
Bu Ayet-i Kerimeden de anlaşılıyor ki bir mü’min, aleme gönderiliş gayesini yerine getirip mana yoluna Sülük (Zikri Telkin) edip sabah ve akşam Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin zatını aikretmediği zaman münafık alametiyle başbaşa kalır.
Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri ruhları yarattığı zaman: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sordu. Ruhlar da: “Evet Ya Rabb! Sen bizim Rabbimizsin.” dediler. Yüce Allah (CC) Hz.leri de: “Sizi imtihan odası olan dünya alemine göndereceğim. Orada Varlığımı, Birliğimi, Yüce Zatımı Anıp Emir ve yasaklarıma riayet edeceğinize söz veriyor musunuz?” diye sordu. Ruhlar da: “Evet Ya Rabb! O alemde Zatını zikredip emirlerine riayet edeceğimize söz veriyoruz.” dediler.
Bir kul, bir mü’min beş vakit namaz kılsa, namaz aralarında eğer Yüce Allah (CC) Hz.lerini unutursa, yukarıda Zikredilen Ayet-i Kerime’ye göre münafıklığın alameti ile başbaşa kalır.. Ayet-i Kerimelere devam edelim.
Yüce Allah (cc) Hz.leri buyuruyor: “O halde siz, bana itaat ve ibadet ederek Beni anın (zikredin) ki, bende sizi mağfiretimle anayım. Nimetlerime şükredin de nankörlük yaparak küfre varmayın. (Beni ve nimetlerimi inkar etmeyin)”[5] Ayet-i Kerime’lere devam edelim.
“Bir takım evlerde ve camilerde ki, Allah (CC) onların rifatlendirilmesine ve içlerinde isminin zikrolunmasına izin verdi. Onlar da sabah, akşam O’na (CC) tesbih ederler. Öyle rical ki, ne alım ne satım ve ticaret, onları Allah’ı (CC) zikretmekten alıkoymaz.”[6]
Mescitler, alışverişten ve diğer dünya işleri ile uğraşmaktan ve bunlara mahal olmaktan kurtarılmalıdır. Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin gayeyi anlatan Ayet-i Kerime’lerine devam edelim.
“Ve o kimseye itaat etme ki, kalbini zikrimizden gafil bırakmışızdır. Keyfinin ardına düşmüş ve işi haddini aşmış olmuştur.”[7]
“Rabbinin ismini sabah ve akşam zikret habibim. Allah’ın (CC) zikrine bütün vakitlerde devam et.”[8]
İmdi ey mü’min! Şöyle bir düşün! Bir Alime gider sorarsın: “Namaz en büyük Zikirdir!” der. Sen de hemen geri döner o Namazı da adet hükmünde kılarsın. Eğer şayet namazını ibadet hükmünde bütün şartlarına riayet ederek kılsan, aleme gönderiliş gayesine şöyle bir göz atarsın. Yüce Allah (CC) Hz.leri yukarıda zikrettiğimiz ayetinde Resul-ü Azamına (SAV) bütün vakitlerde Allah’ın (CC) zikrine devam etmesini buyurduğuna göre halen gaflet içerisinde dolaşıp ne duruyorsun? Aklını kullan! Namaz her zaman değil, muayyen vakitlerde farz kılınmıştır.
“Hem Rabbinin ismini an ve her şeyden kesilerek O’na (CC) ihlas ile ibadet et.”[9]
“Her kim Rabbinin zikrinden iraz ederse, O (CC) onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”[10]
“Her kimde zikrimden yüz çevirirse, ona dar bir maişet vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşr ederiz.”[11]
Ey Said olup Hâdî (CC) ismine mazhar olan kişi. Hakk’ın (CC) zikri anahtar oldu. Taki can (ruh) kapısının kilidini başka bir şey açmasın. Melaike-i Kiram gibi senin de Allah’ın (CC) zikri gıdan olsun. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri buyurdu ki: “Her kim Allah (CC) Hz.leri’ni bu dünyada bilemediyse, Ahirette hiç bilemez” buyurmuştur.
Bir başka Ayet-i Kerime’de Cenab-ı Hakk (CC) şöyle buyuruyor: “O halde vay o Allah’ın (CC) zikrinden kalpleri katılara. Onlar bir açık delal içindedirler.”[12] Kalbleri yoğunlaşıp katılaşarak aleme gönderiliş gayesini araştırmayıp unutanlar, Allah (CC) Hz.leri’nin zikrini kabul etmeyen kimselere yazıklar olsun ki, Cehennemin veyl deresine düşerler.
“Her bir ümmete bir mensek meşru kıldık, Allah’ın (CC) ismini zikretsinler diye.”[13]
Yüce Allah (CC) Hz.leri bahtiyar kulları hakkında Mûcizel Beyan’ında şöyle buyurmaktadır:
“Ancak îman edip amel işleyenler ve Allah’ı (CC) çok zikredenler o mazmum hallerden müstesnadırlar.”[14] Eba Yezid-i Bestami (KSA) Hz.leri: “Zikri kesir sayı ile değil, huzur iledir. Huzuru çok yapıp gaflete düşmemekle ölçülür.” buyurmuştur.
Ve yine buyuruldu ki: “Sağ duyulular o kimselerdir ki, ayakta iken, otururken ve yatarken (dâima Allah (CC) Hz.leri’ni anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında Allah’ın (CC) varlığını isbat için iyice düşünürler ve şöyle derler: ‘Ey Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen batıl şey yaratmaktan münezzehsin (Berisin). Artık bizi Cehennem ateşinden koru.’ derler.”[15]
Ey kendinin ibadet ettiğini, namaz, oruç, zekat, hac ibadetini yaptım diyerek gaflet içerisinde aleme gönderiliş gayesini yerine getirmeye yanaşmayan bedbaht insan! Ayakta gezen ölülükten, kalbi ölü olanlardan kurtulmaya çalış. Ölmeden evvel ölüme hazırlıklı olmaya çalış, gaflet içerisinde ayakta gezen ölülerden olma!
Yüce Allah (CC) Hz.leri buyurur ki: “Öyle kimseler gibi olmayın ki, Allah’ı (CC) unutmuşla da, Allah (CC) da onları kendilerine unutturmuştur. İşte onlardır ki, bütün fasıklardır, bozulmuş güruhtur.”[16]
Allah (CC) Hz.leri’ni unutmak, zikrin zıttıdır. Nisyanda kalbden Allah (CC) Hz.leri’nin zikri silinir. Bu sebeple nisyanı yani Allah (CC) Hz.leri’ni zikretmeyi unutmayı Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri çok zemmetmiştir.
“Onun için sen iraz et. Öyle kimselerden ki, bizim zikrimizden yüz çevirmiş, dinlemiyor, aldırmıyor.”[17]
“Vallahi o sapıttı. Beni zikirden (Allah’ı (CC) anmaktan ve Kur’an ahkamına bağlanmaktan) bana Kur’an gelmişken şeytan insanı helake düşürendir.”[18]
“Kime de Allah (CC) hidayet verirse onu da saptıracak yoktur. Allah (imansızlara) galip gelen intikam sahibidir.”[19] Ayet-i Kerime’lere devam edelim:
“O iman edenlere çağrı gelmedimi ki, kalbleri Allah’ın (CC) zikrine ve inen Hakk (CC) aşkına huşu ile coşsun ve bundan evvel kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman gcçip dee kalbleri katılaşmış ve ekserisi fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar.”[20]
Ey kendisine “Allah (CC) Hz.leri’ni ve Resulü (SAV) Efendimiz’i seviyor musun, inanıyormusun?” diye sorulduğu zaman, “Şüphen mi var! Elbette inanıyorum!” diyen insan! Eğer gerçek manada inanıyorsan, sana Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz’den emanet bırakılan Kur’an’a ve Hadis-i Şeriflere bak da, “Seven sevdiğiyle beraber haşr olacaktır.” buyrulduğuna göre, sen de “Allah (CC) Hz.leri’ni ve Resulü (SAV) Efendimiz’i sevip, inanıyorum” diyorsan, Allah (CC) Hz.leri’nin ve Resulü (SAV) Efendimiz’in emirlerine, fikir yönündeki, şükür yönündeki, zikir yönündeki ibadet emirlerine gönül verip, aleme gönderiliş gayesini erbabından alıp, öğrenip, bir an evvel tatbik etmeye bakasın.
Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz: “Kendine merhamet etmeyene başkası merhamet etmez.”[21] diye buyurmuştur.
Ara sıra zikir ve tasavvuf aleyhinde konuşanlar, camide cemaatle zikrin bid’at olduğunu, bu nedenle camide cemaatin cemaatle zikir yapmalarını men edenleri görüyoruz. Bakın Yüce Mevla (CC) Hz.leri bu hususta Mucizel Beyan’ında ne buyuruyor. Mübarek sözüne kulak verelim.
“Allah’ın (CC) mescitlerinde Allah’ın (CC) ismi anılmaktan (zikretmekten) men eden ve harab olmaları yolunda çalışan kimselerden daha zalim kim vardır? Bunların mescitlere ancak korka korka girmek hakları vardır. Onlara dünyada zillet ve rüsvaylık vardır. Ahirette en büyük azap da onlarındır. ”[22]
“Ey mü’minler! Peygamber (SAV) size hayat verecek olan şeriat emirlerine sizi davet ettiği zaman Allah’a (CC) ve Rusulüne (SAV) icabet edin. Bilin k,i Allah (CC) gerçekten kişi ile kalbi arasına girer (Her şeyine hakim olur canını alır) ve siz muhakkak toplanıp ona varacaksınız.”[23]
Yüce Allah (CC) Hz.leri buyuruyor ki:
“Allah da şöyle buyuracaktır: Öyledir. Sana Ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun. İste bu gün de öylece unutuluyorsun.”[24]
“Allah’ı (CC) çok zikredin, taki umduğunuza kavuşasınız.”[25]
Ey Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin zikrinden gafil olan bedbaht insan. “Namaz da zikirdir” deyip Allah (CC) Hz.leri’nin zikrinden gafil oluşunun telaşını, kabir aleminde söyleyip pişmanlık duyacağını bin dörtyüz küsur sene evvel Yüce Allah (CC) Hz.leri Mucizel Beyan’ında şöyle buyurmaktadır:
“Ah nolaydı, keşke falanı dost edinmeyeydim. Beni zikirden saptırdı.”[26]
Ey bir çare! Zikrin hakikati, Allah-ü Teala (CC) Hzleri’nin “Mütekellim” (CC) ismi ile tecelli etmekten ibarettir. Zira cem ve tafsilde mertebeleri itibariyle “Kelam” (CC) sıfatını açıklar. Zikrin Alası, cem makamında olanıdır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri önce kendi Zatını zikrettikten sonra, Resulü Ekrem (SAV) Efendimiz’i ve daha sonra diğer Peygamberleri (AS) almış, ve medhetmiştir Sonra Mukarreb Melekleri ve daha sonra mücerred Ruhları, bundan sonra bedenleri zikretmiştir. O halde Allah (CC) Hz.leri’ni zikir, gaza ve bütün ibadetlerden üstündür. Çünkü diğer ibadetlerin (namaz, oruç, zekat, hac) Sevabı Cennet, zikrin mükafatı ise bizzat Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’dir, Cemalullah’a ermektir. Rıza bari içindir. Muhabbeti, aşkı içindir. Muhabbeti Resulü içindir. Zikrin manası ise anmaktır. Allah (CC) Hz.leri’ni unutmamaktır. Nitekim Yüce Allah (CC) Hz.leri münafıkları yermiştir.
“O kimseler gibi olmayın ki, Allah’ı (CC) unutmuşlar, Allah da onları kendilerine unutturmuştur.”[27] buyurarak Rabbini az Zikreden münafıkları Zemmetmiştir.
Ayeti kerimelere devam edelim.
“Unuttuğun zaman Rabbin Celle Şaneyi Zikret.”[28] Yani –Rabbini (CC) Zikrettiğin zaman Rabbinden (CC) gayrı her şeyi hatta kendi nefsini dahi unut.– demek olur. Ancak böyle olursa zikirde ortak koşulmamış bulunur. Bir de –Ölümünde olduğu gibi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden gayrisini unut.– demektir.
Zikirde Yüce Allah (CC) Hz.leri’ne ortak koşulmamak (Lailaheillellah) denildiği zaman Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden gayrı herşeyi tamamiyle unutmakla mümkündür. Bunu yapabilmek için de zikre o kadar devam etmelidir ki, zikir kalbe yetişsin ve aleme gönderiliş gayesi hasıl olsun. Kalbden de Ruha erişsin, oradan da talibe Muhabbet-i İlahiye ve ünsiyet eserleri belirsin. Bunun için de Talibin beşeriyet sıfatlarını tamamiyle ve külliyen mahvetmesi lazımdır. O kadar ki, kendi adını ve bütün çevresini dünyayı ve dünya içindeki her şeyi unutması gerektir. Ta ki, “Adın nedir?” diye sorulduğu zaman, Zikrullah ettiği Mabudunun (Allah’ın (CC)) adını söyleyivermelidir. Ancak Zikir Allah-ü Azimüşşan (CC) Hz.leri’nin ve Resul-ü Azamin (SAV) Efendimiz’in buyurduğu şekilde kaideleri ve şartları üzere yapılırsa Zikrullahın Faziletleri hasıl olur.
Nitekim Yüce Allah (CC) Hz.leri Mucizel Beyan’ında şöyle buyuruyor: “Yedi gök ve yer bir de bunlar içinde bulunanlar (İnsan, cin ve melekler) Allah’ı (CC) tesbih ederler. Hiç bir varlık yoktur ki, O’nu (CC) hamd ile tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihini (dillerini bilmediğinizden) anlamazsınız. O (CC) gerçekten Halim’dir (CC), Ğafur’dur (CC).”[29]
Eğer her şeyde gönül olmasaydı, o şey Hakk’ı (CC) ne bilir, ne de tesbih erderdi. Ey ilim irfan sahibi olan kişi! Alemlerin Fahr-i Ebedisi’nin (SAV) inananlara bıraktığı o iki emanete (Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Resulüllah) hıyânet etme. Allah (CC) Hz.leri’nin ayetlerinin bazılarını müminlere anlatıp bazılarını kısıtlamayasın. Allah (CC) Hz.leri’nin emirlerini ve O’nun (CC) Habib-i Edibi (SAV) Efendimiz’in sünnetini kısıtlamadan anlat. Anlat ki, Huzurullahta vereceğin sualin kolaylaşmış olsun. Yoksa eğer Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin ve O’nun (CC) Resulü’nün (SAV) emirlerinin bazılarını gizler anlatmazsan, korkarım ki, Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin şu Ayet-i Kerimesi’ne muhatap olursun. Yüce Allah (CC) Hz.leri nitekim buyururlar ki: “Onlar Hak yolu bırakıp sapıklığı mağfiret yerine azabı salın almış kimselerdir. Onlar ateşe ne de sabırlıdırlar. (Bu azabın sebebi şudur) Çünkü Allah (CC) Hz.leri’nin Hak olarak gönderdiği kitabın Hükmünü gizlediler. Kitabın bir kısmını ikrar ve bir kısmını inkar etmek suretiyle ihtilafa düşenler, Haktan uzak bir ayrılık içindedirler.[30]
Yüce Allah (CC) Hz.leri, aleme gönderiliş gayesini yerine getirmeyen, Kur’an-ı Azimüşşan’ın hakikatlarını açıklamayanlar hakkında şöyle buyuruyor:
“Allah-ü Teala (CC) Hz.leri münafıkları ve dafirleri cehennemde bir araya toplayacaktır… Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı katındadırlar.”[31]
Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, aleme gönderiliş gayesini yerine getirmeyen, Yüce Zatını (CC) unutanlar hakkında buyurur ki:
“Her kim Rahmanın (CC) zikrinden göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık bu ona arkadaştır.”[32]
Ayetlere devam edelim.
“O korkulu zamanda namazı kılıp bitirdikten sonra ayakta iken, otururken, yanlarınız üzere yatarken hep Allah’ı (CC) anın (zikredin), Sükûn ve emniyet haline geldiğiniz vakit namazı tam erkan ile kılın. Çünkü namaz müminlerin üzerine vakitleri belirli bir farz olmuştur.”[33]
İmam-ı Gazali (RA) Hz.leri Allah (CC) Hz.leri’ne ulaşmaktan başka kurtuluş yolu yoktur. Muhabbet ve marifet ise sevgiliyi Allah (CC) Hz.leri’ni çok anmakla (zikretmekle) hasıl olur. Muhabbet ise o zevk içinde ölmek demektir. Mağrifet ise hayret içinde müşahededir. Kulun Allah (CC) Hz.leri’ni sevmesi ise ona bağlanıp ibadet etmesidir. Ehl-i Tahkike göre Allahü Teala (CC) Hz.leri’nin kulunu sevmesi, onun batınını, dünyayı sevmekten temizlemesi, gönlünden perdeleri kaldırarak onu kendine yaklaştırması demektir. İşte kulun Allah (CC) Hz.leri’ni sevmesi bu olgunluğa meyletmesi demektir.”
Yine bir Ayet-i Kerimesi’nde Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor:“Biz insana (sağlık ve genişlik gibi) nimet verdiğimiz zaman, Allah’ı (CC) anmaktan yüz çevirip yan çizer, ona fenalık dokununca da pek ümitsiz olur. Allah’ın (CC) ihsanından ümidini keser.”[34]
Aziz Mümin kardeşim! Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin sana verdiği akıl nimetini iyi kullanmaya bak. Ahiret hazırlığını tamamla. Yüce Allah (CC) Hz.leri buyuruyor ki: “Eğer biz bu Kur’anı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı Allah (CC) korkusundan baş eğmiş, parçalanmış görürdün. Bu temsiller yokmu işte biz onları insanlar için yapıyoruz. Olur ki düşünürler.”[35]
Ey “Müslümanım” diyen Kişi! Allah (CC) Hz.leri’nin dehşetli gününe, aleme gönderiliş gayesini gücün yettiği kadar yerine getirip hazırlanıyor musun? Sıkıştığın zaman “Allah (CC) Hz.leri büyüktür. Affeder” diye avunuyor musun? Yüce Allah (CC) Hz.leri elbette af eder. Şayet sen bir kul olarak O’nun (CC) sana verdiği güç kuvvet ile yolunda bulunursan, O (CC) her şeye Kadirdir, af edicidir ve af etmeyi sever.
Ey bir çare insan! Şimdi şöyle bir düşün. Sen sana sorulduğu zaman “Elhamdülillah Müslümanım” dersin. Eğer sana “Allah’a (CC) ve Resulüne (SAV) inanıyor musun diye sorulduğu zaman, “Elbette inanıyorum.” dersin.” Allah (CC) Hz.leri’ni ve Resul-ü Azam’ını da (SAV) seviyor musun?” denildiği zaman, “Seviyorum.” dersin. Seven sevdiği ile beraber olup yolunda bulunur. Fakat sana Yüce allah (CC) Hz.leri’nin Ayetleri ve Resul-ü Azam’ının da (SAV) Hadis-i Şerifleri anlatıldığı zaman kabul etmiyor ve inadında ısrar ederek sayılı nefesini Allah (CC) ve Resulünün (SAV) emirlerine kulak vermeden unutarak sağlık, sıhhat ve ve selametini, boş vakitlerini hep boşa harcıyorsun. Dünyadan ebedi aleme gidince “Eyvah!” diyen “Ah!” çekenlerden biri olmayasın. Bak Yüce Allah (CC) Hz.leri bu hususta ne buyuruyor: “Çünkü O (Sura ikinci defa) bir üfürüştür ki, derhal kabirlerinden kalkıp başlarına gelecek şeyi gözetlerler. Şöyle derler; eyvah bizlere: Bu Hesap günüdür.”[36]
“Eyvah başımıza gelenlere: Kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden? İşte bu O Rahman’ın (CC) vaad buyurduğu (kıyamet), doğru imiş o gönderilen Peygamberler derler.”[37] Ey gönlü kara, hayatı boşa geçmiş, Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin emirlerine kulak vermeyen bedbaht insan! Şu toprak alemde ebedi kalacağını mı zannediyorsun? Vaden dolunca, ömrün ne ileri alınır ve ne geri alınır ve şu alemde ne de ebedi kalırsın. Yoksa ebedi alemi zuhur etmeyecek mi sanırsın?
Yüce Allah (CC) Hz.leri zatını zikreden erkekler ve kadınlar hakkında şöyle buyuruyor: “Allah’ı (CC) çok zikreden erkekler ve kadınlar (var ya), Allah (CC) bunlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.”[38]
Ey bir çare Aleme gönderiliş gayesini öğren, gayeyi yerine getirmeye gayret et. Artık ahirel alemine intikal ettiğin zaman geriye dönüş yok. Bak Yüce Allah (CC) Hzleri ne buyuruyor: “Nihayet o müşriklerin her birine ölüm geldiği vakit şöyle diyecekler: ‘Rabbim! Beni dünyaya geri çevir, taki ben Terk ettiğim imanı yerine getirip salih bir amelde bulunayım.’ Hayır! (Artık dünyaya dönülmez) Müşriklerden her birinin söylediği bu sözler söyleyene ait faydasız bir laftır. Önlerinde ise mezar vardır. Diriltilecekleri güne kadar oradadırlar.”[39]
Ey Mümin kardeşim! Sen bu dünyaya ebedi kalmaya gelmedin. Bir müddet burada ekip biçicisin. Burası bir tarladır. Ebedi alemde kalacağın kadar şu imtihan odası olan toprak alemde hazırlanmaya bak. Elli altmış senelik ömrün bir anda biter. Ebedi aleme (Allah (CC) Hz.leri muhafaza eylesin) eli boş gidersin. Tedarikli olmaya gayret et. Bak Yüce Mevlamız ne buyuruyor:
“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Elbette ahiret yurdu, takva sahipleri (Allah’tan (CC) korkanlar) için daha hayırlıdır. Hala aklınız başınıza gelmeyecek mi?”[40]
Allah (CC) Hz.leri’nin izni olmadıkça hiç kimseye ölmek yoktur. Ölüm zamanı Allah (CC) Hz.leri’nin ilminde kararlaşmış bir yazıdır.
“Kim bu dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz ve kim de ahiret sevabını isterse bunada ondan veririz. Şükredenlere ise muhakkak mükafat vereceğiz.”[41] Bu Ayet-i kerimeleri okuyup anlayabildin mi ey inanan dost? Allah (CC) Hz.leri Zikredildiği zaman, yahut kendimiz zikrettiğimiz zaman kalbimiz çarpıyor mu? Gözümüz O’nun (CC) Heybet ve Kudretinden yaşarıyor mu? O’nun (CC) sevgisinden heyecan duyuyormuyuz? Cildimiz O’nun (CC9 Celalinden diken diken oluyor mu? Emrettiği şeyleri yapıp, nehyettiği (menettiği) şeylerden kaçınabiliyor muyuz? Yok eğer öyle olmayıp Allah (CC) Hz.lerini dilimizle zikredip O’nun (CC) herşeye kadir olduğunu söyleyip kalbimiz buna inanmıyorsa, veya “Allah (CC) Hz.leri vardır, her şeyi gören odur” deyip beri tarafta sanki yokmuş gibi (haşa) türlü kötü fiilleri işlersek yani kavlimiz başka, fiilimiz başka ise, o kimsenin kalbi, ruhu hastadır. Öyle kalbin sahibi, okunan Kur’an’ı değil, okuyanın sesini dinler. Hatta o Kelamullahı dinlemekten dahi canı sıkılır. Bunlar Allah (CC) Hz.leri’ne tevvekkül de etmezler, edemezler. Zira kalpleri gerçekten Allah (CC) Hz.leri’ne iman edememiş kimselerdir. Elbette bu kimseler gerçekten namaz da kılmazlar. Kılsalar bile borç kalksın diye kılarlar. Zira Yüce Allah (CC) Hz.leri bu hususta şöyle buyuruyor:
“Artık şiddetli azab olsun (nifak suretiyle) namaz kılanlara– onlar namazlarından gafildirler- onlar (namazlarıyla insanlara) gösteriş yaparlar.”[42]
Böyle namaz ise insanı Hakk’a (CC) götürmek şöyle dursun, belki O’ndan (CC) uzaklaştırır. Hele böyleleri, yani kalbleri inanmadığı halde inanmış görünen, kavilleri başka fiilleri başka olanlar, zekatlarını da veremezler. Üstelik kimseye yardımları dokunmaz. Hayırlı işlere mani olurlar.
Aziz dostum! Kendini bu ayetle bir ölç! Allah (CC) Hz.leri’nin indindeki mevkiini bu Ayet-i Kerime’lerle bir öğren. Dünya pazarına ekip biçmeye geldin, yakın bir zaman sonra gideceksin. Uzak bir yolun yolcusu ve korkulu yerlerden geçicisin. Yüce Allah (CC) Hz.leri ne buyuruyor bak bir oku:
“Gerçekten Allah’ı (CC), ahiret gününü arzulayanlar ve Allah’ı (CC) çok zikredenler için size Allah’ın (CC) Resulünde (SAV) (Takip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır.”[43
Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin dostları şöyle buyurdu: “Ana Rahminden geldik pazara, Vallahi sadece bir kefen alabildik, Geçtik gittik mezara.
İşte hayat bundan ibarettir. Meşhur Lokman Hekim: “Ahiretini dünyasına satan her iki Alemde de mahrum kalır.” demiştir. Dünyasını Ahireti için terkeden de iki cihanda mesrur olur. Seven sevdiğini çok zikreder. Unutma ki, kişi sevdiği ile beraberdir. Seven sevdiğinin dilediğini canına minnet bilir ve hemen yerine getirir.
Yüce Zatını anmak (Zikretmek) hususunda hayvanlar hakkında Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyurur:
“Yerde yürüyen hayvan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan hepsi (yemek, içmek, zikretmek hususunda) ancak sizin gibi ümmetlerdir.”[44]
Yine buyurdu ki:
“(Bir de üçüncü sınıf hayır işlemekte) ileri geçenler (ahirette) ileri geçenlerdir. (İlk Cennete girenlerdir) –Bunlar dereceleri en yüksek olanlar…”[45] Yani “Benim ibadette, Zikrullahta ileri geçen kullarım var. Onlar bana yakınlık kazandılar. Bana vasıl oldular. Onlar ibadette hayratta ileridirler.” Buyurmuştur.
Yüce Allah (CC) Hz.leri gerçek müminleri Mucizel Beyan’ında şöyle övüyor: “Gerçek Müminler, yalınz o kimselerdir ki, Allah (CC) anıldığı zaman kalbleri korkarak ürperir; onlara ayetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler.”[46]
Tefsirde manası: Mü’minler ancak ol kimselerdir ki, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni zikrettikleri zaman kalbleri hoplar, celallanır, cilalanır. Kendilerine Allah (CC) Hz.leri’nin Ayetleri okunursa imanları ziyadeleşir ve Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne tevekkül ederler. Yani Mü’minler Hakkan olur ki, zikrullah ede ede kalbleri kamaşır. O kadar çok zikrullah eder ki, Zikrullahın ateşi yüreklerini yakar, kalbleri yanar, vücudu titrer, gözü ağlar, kalbi çarpar, kalbi nurlanır. Bir de üzerlerine Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin ayetleri okununca imanları kuvvetlenir ve artar, inançları kuvvetlenir. Kur’an-ı Azimüşşan’da okunan ayetlerde Esrar-ı İlahi (CC) sezerler. Mucizeleri, kerameti, evliyayı tamamen tasdik ederler. Her işlerinde Allah (CC) Hz.leri’ni vekil tutarlar, sabrederler. Her şeyin neticesini ona bırakırlar ve sabra devam ederler. Gerçek müminler böyle olur. Yani zikrullahı çok eder. Ayetlerde söylenen mucizat ve Kerametlere inanır, bir de sabriyle Hakk’ı (CC) bekler. Tevekkül eder.
Ayet-i Kerime’lere devam edelim. Yüce Mevla (CC) Hz.leri buyuruyor: “Bunlar o kimselerdir ki, Allah (CC) anılınca kalbleri titrer, kendilerine isabet eden musibetlere karşı da sabırlıdırlar.”[47] Yani Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni çok zikrederler. Hatta Zikrullah ederken kalbleri onun tesiri ile kamaşır, kalbleri hoplar, çarpınırlar, haykırırlar. “Allah!” diye bağırırlar. Sonunda bunlar mutmainne ehli olur. Zikrullah yolunda Hakk’a (CC) kavuşmak için çalışırlarken her ne musibet gelse ona sabrederler. Tahammüllü olurlar. Kimseye hallerinden şikayet etmezler. Kimseye kötülük düşünmezler. Her şeyi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne havale ederler, sabrederler çok sabırlı, çok tahammüllü olurlar. Yüce Allah (CC) Hz.leri zatını unutanları Mucizel Beyan’ında şöyle beyan ediyor:
“Bunları şeytan kaplamış da Allah’ı (CC) hatırlamayı kendilerine unutturmuştur. Bunlar şeytan taraftarıdırlar. Bilin ki, şeytan taraftarı olanlar hep hüsrana (perişanlığa) düşenlerdir.”[48]
——————————————————————————–
[1] Ez-Zariyat S. A.56
[2] El-Ahzab S. A.41-42
[3] El-Ankebut S.A.45
[4] Nisa S. A.142
[5] El-Bakara S. A.I52
[6] Nur S. A.36-37
[7] Kehf. S. A.28
[8] El-İnsan S. A.25
[9] Müzzemmil S. A.8
[10] Cin S. A.17
[11] Taha S. A.124
[12] Ez-Zümer S.A. 22
[13] El-Hac S. A.34
[14] Eş-Şuara S. A.227
[15] Al-i İmran S. A.191
[16] Haşr S. A.19
[17] En-Necm S. A.29
[18] El-Furkan S. A.29
[19] Ez-zümer S. A.37
[20] El-Hadid S. A.16
[21] Sahih-i Buhari
[22] El-Bakara S. A.114
[23] El-Enfal S. A.24
[24] Taha S. A.126
[25] Cuma S. A.10
[26] El-Furkan S.A 28
[27] El-Haşr S. A.19
[28] El-Kehf S. A.24
[29] El-İsra S. A.44
[30] El-Bakara S. A.175-176
[31] Nisa S. A.140,145
[32] Ez-Zuhruf S.A.36
[33] Nisa S. A.103
[34] El-İsra S. A.83
[35] El-Haşr S. A.21
[36] Es-Saffat S. A.20-21
[37] Yasin S.A.52
[38] El Ahzab S. A.35
[39] El-Müminûn S. A.99-100
[40] El-Enam S. A.32
[41] Al-i İmran S. A.145
[42] El-Maun S.A 4-5-6
[43] El Ahzab S.A.21
[44] El-Enam S. A.38
[45] El-Vakıa S. A.10-11
[46] El-Enfal S. A.2
[47] El-Hac S. A.35
[48] El-Mücadele S. A.19
Kalender demiş ki,
Mayıs 5, 2008 12:16 am
Mürşid kalp doktorudur. Kalp temizliği yapar, Rabbinin nazargahını zulmani kirlerden temizleyerek müridi teskiye eder. Her müridin kalp hastalığı değişiktir, farklı farklıdır. İnsanda bazı hasletler vardır, nefs farklı farklı galip gelir insana. Yani bende dominant olan bir haslet sende de dominant olmayabilir. sende farklı bir haslet dominanttır. Mürşid kişiye göre reçete verir. İlacın dozunu ona göre ayarlar. Kalbin ilacı da zikir’dir. Kendi kendimize doktorluk yapmaya kalkarsak sonucu hiç te iyi olmaz. Neden bir bilenin seyr-i sülüğünden geçmek, ona danışmak yerine kendi kendimize doktorluk yapmaya kalkıyoruz? Acaba kendimizi daha üstün mü görüyoruz? Bu da düzeltilmesi gereken bir haslettir kanaatimce. Bırakalım reçetemizi ehli yazsın, biz uygulama işine bakalım.
Selametle..
celal demiş ki,
Ağustos 1, 2008 9:27 am
ALLAH u teala sızde e tum ümmeti mhammed.den razı olsun
arzu demiş ki,
Aralık 15, 2008 5:30 pm
Yorumları anlatımları okudum ilgimi çekti. Peki bir mürşidin gerçek bir mürşid olduğunu nasıl anlayacağız? Zikirlerimi doktor bile olsa birinin yönlendirmesi ne kadar doğru?Hesapsız teslimiyetten bahsediyorsunuz gibi geldi. Teslimiyet sadece allaha değilmidir?Güven duygusunun sıfırlandığı şu zamanda.GERÇEK MÜRŞİDİ NASIL BULUCAM?Benden daha bilgili olduğunu düşündüğüm müslüman din kardeşlerimden yardım bekliyorum.Allah rızası için.
Özdemir demiş ki,
Mayıs 13, 2009 6:57 am
Sevgili kardeşim,”GERÇEK MÜRŞİDİ NASIL BULUCAM?” demişsin.Kişi kafasına göre gidip bir mürşide tabi olamaz. Kendi mürşidi kimdir bunu sadece Allah bilir, başka hiçbir kimse bilemez. Bu sebeple hacet namazı kılarak Allah’a sormalısın.Maide-16
Kim Allah’ın rızasına tabi olursa, Allah onları (Allah’a) teslim yollarına, (teslim sebillerine) ulaştıracaktır. Ve onları zulmetten izni ile nura çıkaracaktır ve onları sırat-ı mustakıyme ulaştıracaktır.
Görülüyorki Allah’ın rızasına tabi olan kişi muhakkak teslim yollarına ulaştırılır. Yani mürşide ulaştırılır.
Hacet Namazı için google’a “siratkoprusu” yaz ilk sıradaki siteye gir.Hem orada aradığını bulacaksın.
Allah’a emanet ol!