umreye gidenlere buyurdular

Ekim 15, 2007 at 7:03 pm (Blogroll)

Gavs hz. leri ile umreye gidecek olan hızmetliler, Gavs hz. lerinden kendilerine sohbet
buyurmaları talebinde bulundular.

“-Eee hadi bir şeyler diyelim bakalım…Siz niyyet ettiniz, bize müracaat ettiniz. Olsede merak etmeyin,
olmese de merak etmeyin. Niyyet çok önemlidir. Siz hacca niyyet ettiniz. Umreye giden kişi için hac
farz olur. Mekkede Medinede yapılan hayr ve amellere bire bin sevap yazılır. Kabeyi seyretmek bile bir
ibadettir. Orada ne olursa yapın, hızmet edin, hacılara hızmet edin. Dikkat edin orada şeytan sizinle
çok uğraşır.”

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

çok seviyorlar

Ekim 15, 2007 at 7:02 pm (Blogroll)

Dostlardan biri anlatıyor;
Gavs hz.lerine baktığımda içimde değişik bir hal ile merhamet
duygularım kabardı ve ağlayıverdim. Dostlardan bir şöyle de-
miş idi;
“Bu Sadatlara merhameti olmayanın kimlere merhameti olurki.
Bunca sorumluluk ve bunca yük. Mübareğin bel ve diz ağrıları
dayanılacak gibi değil. Doktorlar kesinlikle dizlerinin üzerine o-
turmamasını tavsiye ettiler amma o hep dizlerinin üzerine otu-
ruyor. Bunca rahatsızlığına rağmen bu kadar yüke nasıl daya-
nıyor? Biz bir kaç gün dayanamıyoruz orada dizlerimizin ağrısın
dan duramıyoruz.”

O hal üzere iken dervişin biri geliverdi yanıbaşımıza ve anlatıverdi
bize kendi halimize tercüman olarak;

“Sofi bilirmisin bu mübarekler bu kadar sıkıntıya nasıl dayanırlar?
Hiç düşündünmü?”

“Dedim gurban bilmem ki nasıl dayanırlar?”

“Dedi ki bu Sadatların bunca yüke ve sıkıntıya dayanmasının sebebi
Allah (c.c.)h ı ve Resulullah (s.a.v) ı çoook sevmelerindendir…”

Kalıcı Bağlantı 3 Yorumlar

çiçekler neylesin

Ekim 15, 2007 at 7:01 pm (Blogroll)

Dostlardan biri anlatıyor;

Gavs Sani hz. leri hane-i saadetten ellerinde bir demet çiçek ile geliverdiler camilerine.
O güzeller güzeli yüzlerinde ki meftuna şayan nurlu ifadeleri ile dizlerimizin dermanını ke-
sen bir selam ile “Esselamu Aleykum” buyurdular.

Oturuverdiler mihrabta kendileri için serilen o kutlu seccadelerinin üzerine, dizler kırık sol
ellerinin parmaklarını şakaklarına dayamış öööylesine gözlerini kapatıp dalıverdiler alemler-
den bilmem ki hangi alemlere.

Bu öylesine bir dalış anı ki, mübarek başları zaman be zaman arka taraflarına düşüverdiler.
Sanır ki zahir görenler mübarek yorgun ve uykusuzdur. Kimbilir nerelerde ve hangi işler ile
meşguldür o güzeller güzeli.

Sonra o mübarek gözlerini açarak bakıverdiler ellerinde tuttukları o çiçek demetine ışıl ışıl.
Değişik çiçeklerden demetlenmiş o çiçekleri bir bir koklamaya başladılar. Yüz ifadeleri deği-
şiverdi birden. Belliki çiçeklerin kokuları kendi rayihalarının yanında sönük kalmıştılar. Bir da-
ha, bir daha bir bir koklayıverdiler. Mübarek yüzlerinde beliriveren o hoşnutsuzluk ile bırakı-
verdiler çiçek demetini yanıbaşlarındaki sehpanın üzerine.

Ey kokulara müsebbib, ey ki nazlı gül.
Şifadır gönüllere ki, lütfeyle de gül.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

hikmetli bir olay

Ekim 15, 2007 at 7:00 pm (Blogroll)

Gavs- Sani Hz. (K.S.A.)Adana ya bir hasta gönderdi. orda ki görevli doktor kardeşimiiz de, emanet diye onla gayet iyi ilgilendi. (kendisi doktor) ancak gelen hasta o kadar rahatsız ki, ağrı kesici vuruyorlar 1-2 saat acısı diniyor ve yeniden bağırmaya başlıyor hasta kardeşimiz. 3 gün süren acı veren bir hastalık sonunda vefat ediyor. görevli doktor kardeşimiz diyor ki:” Allah Allah! biz insanlara son anda Sadatlar gelir, rahat ve huzurlu bir şekilde ölürsünüz diye anlatıyor. ama şu vefat eden kardeş acılar içinde ve bağırarak vefat etti. ve şunu ekliyor: ” bu kalp dedi ki, HİMMET BUNUN NERESİNDE?”
    dayanamadım ve Gavs-ı Sani hz lerine (k.s) dedim ki” Efendim! siz bize bir hasta gönderdiniz. Biz de elimizden geldiğikadar ilgilenmeye çalştık. ancak gönderdiğiniz hasta 3 gün boyunca o kadar acı çekti o kadar acı çekti ki ve bağıra bağıra vefat etti. bu kalp dedi ki, ” Himmet bunun nerseinde?” cevaben
GAVS-SANİ HZ. ”  O ZAYIF BİR KULDU. AMEL İŞLEYEMEYECEĞİ BİR YERE GİDİYORDU. SADATLAR İSTEDİLER Kİ YÜKSEK MAKAMLAR ELDE EDEREK GİTSİN!”
  Bunu duyunca aklıma şu hadis geldi.RESUL-İ KİBRİYA (SAV):
    ” ÖYLE MAKAMLAR VARDIR Kİ, HASTALIK VE GEÇİM SIKINTISI DIŞINDA HİÇ BİR ŞEYLE ELDE EDİLMEZLER!”
   SADATLAR BİZİM İMANIMIZ VE İİLİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYR. BİZ BİR ŞEY İÇİN DUA İSTEDİĞİMİZDE, ONUN İLLA İSTEDİĞİMZİ ŞEKİLDE OLACAĞINI DÜŞÜNMEYELİM. İMAN VE MAKAM İÇİN NE GÜZELSE O OLACAK DEMEKTİR.

ALLAH BU KAPIDAN AYIRMASIN!

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

hakiki usta

Ekim 15, 2007 at 6:58 pm (Blogroll)

Bir marangoz ustası getirilmesini buyurdular.

Marangoz ustasıdır diye getirilen kişiye buyurdular;

-Sofii sen ustasııın…?

Sofi kendinden emin ve kararlı bir şekilde cevap verdiler;

-Evet ben marangoz ustasıyım gurban.

Gavs hz. leri bir tahtayı işaret buyurarak;

-O zaman şu çiviyi şuraya çak bakalım…!

Sofi hemen keserine davrandı ve çiviyi çakmaya çalıştı ki çivi hep eğilmekte…

Tekrar sofiye dönerek buyurdular;

-Sofiii sen ustasııın…?

Sofi tekrar kendinden emin bir eda ile…

-Evet gurban ustayım…

-Eee hadi çak o zaman çiviyi tahtaya…

Sofi tekrar dener amma bu pek mümkün değildir beceremez. Gavs hz. leri nazire yapan bir
eda ile sofiye tebessüm ederek teveccüh buyurdular;

-Eee sofi deme o zaman ben ustayım diye…Diyerek yollarına devam ettiler.

Sofi biraz mahçub, işi becerememekten dolayı bir o kadar da kızgın keseri aldığı gibi çiviyi
tahtaya bir vuruşta çiviledi.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

sohbet

Ekim 15, 2007 at 6:57 pm (Blogroll)

Bir gün bir sofi Seyyid Abdulbaki Hz. lerine (k.s) dediki;
Kurban biz ilerleyemiyoruz, ne kadar zikir yapıyoruz vücudumuz uyanmıyor, gafletteyiz nasıl yapacağız ?

Seyyid Abdulbaki Hz. leri (k.s), bastonu koydu elini üzerine koydu, sofi dedi;

- Bir insan nazar ı haram yaparsa, ne kadar yaparsa ona fayda vermiyor.
- Dedi, bir insan, yirmi dört saat dünyayla meşgul olursa, alışveriş, insanlarla oturup kalkarsa, o insanın kalbi ne kadar zikir yaparsa fayda vermez.
- Bir insanın ailevi huzuru yoksa bu insanda ne kadar zikir yaparsa kalbine fayda vermez.
- Bir insan günah işlerse bu insan ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda yoktur. İnsan bu dört şeyi yaparsa, ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda vermez. Terk ederse fayda verir.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

sohbet

Ekim 15, 2007 at 6:56 pm (Blogroll)

Gavs  Saninin sohbet hakkındaki sözleri

 

—Sofiler Sohbet muhabbet verir, muhabbet insana amel yaptırır.

 

—Sofiler sohbeti rabıtayla dinlerlerse Rahmet zuhur eder.

 

—-Dergahlar’da vekiller bol  bol Tasavvufi sohbeti yapsınlar.

 

—-Bir vekilin sohbet yapması, islamı anlatması için illa Mola olması, alim olması şart değildir. kitaplardan Okuyabilir Hazırlık yaparak kitaplardan çıkardığı özeti okuya bilir.

 

—-Gavs  Sani Hz. lerine bir vesile ile sorduk;

“Sultanım cemaat çok kalabalık olduğu halde yapılan sohbetlerden bir feyiz ve muhabbet alamıyoruz. Bazen de üç beş kişilik bir ortamda yapılan sohbette çok daha fazla feyz ve muhabbet olduğunu müşahede ediyoruz. Acaba bunun nedenleri nelerdir?”

Gavs Hz. leri buyurdular ki;
“Bunun üç sebebi vardır, bu üç sebepten biri ya da bir kaçı zuhur edince o ortamdan feyiz ve muhabbet kesilir.”

“1-Ya sohbet eden kendi nefsinden konuşuyordur…Yani gafildir. Varlık duygusu ile konuşuyordur. Allah ın rahmetine, Sadatların himmetine yönelmemiştir.”

“2-Ya da cemaat aynı şekilde gaflet içindedir ve adabı gözetmeksizin mecliste bulunmaktadırlar. Yani kalpler dağınık beklentiler farklıdır. Allahın rahmetine, Sadatların feyzine yönelmemişlerdir.”

”3-Veyahut cemaat sohbette geçen konularda birbirlerinin eksiklerini görme gayreti içindedir. Yani şu şunun eksiği, bu da bunun eksiği gibi düşünerek herkesin topu birbirlerine atmasıdır.”

Sonra Gavs Hz. leri durdular ve üçüncü maddeyi işaretle buyurdular ki;
“Vallahi biz bundan nefret ediyoruz….”

—Gavs hz. k.s. bir sohbetinde şöyle buyuruyor

‘ Muhabbetin kaynağı dörttür
1.Mürşidi kamil ziyareti
2.Mürşidi kamil sohbeti
3.Rabıta
4.Virttir’

   
–Gavs-ı sani hz. (k.s) neden sohbet etmiyor

Abilerimizden biri Gavs hz. ne sordu ( tanıyorum bu abimizi): ” Efendim, burada o kadar alim var, siz varsınız. insanlar da buraya ziyarete geliyorlar. İşleri yok. çay ocağında vs yerlerde vakit geçiriyorlar. Söyleseniz, alimler sohbet etse, siz sohebt etseniz…?”
GAVS-I SANİ HZ. sadece şunu söyledi:” HACI! BİZ KONUŞURSAK DOĞRUYU SÖYLERİZ!”

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

sohbetler

Ekim 15, 2007 at 6:56 pm (Blogroll)

GÜNAH
–“Günahlara meyil etmeyin.”
–“Günahlar seytanin gıdasıdır.
–” Üç günahı kebair sofinin mürşid’den yardım almasına engel olur,üç gıybet bir günahı kebair yapar ,işlenen dokuz gıybet üç günahı kebair yapar. işlenen üç günahı kebair mürşidden gelen himmeti keser, sofiden ervah ayrılmaz ,fakat sofiye manevi yardım yapamaz.elektirik olupda şartelin açık olmaması gibi ,onun için siz burdasınız en az ayda bir sekiz şart yapmanız gerekir.”
–“üç tane küçük günah işleyen bir büyük günah işlemiş gibi olur.ona gelen feyzi keser.”
–“Günah işleyenler kalplerini zayiflatıp seytani kuvvetlendirmis olurlar.
Seytani kuvvetli olanin dini zayif olur.Onun için haramlardan uzak durmalidir
–“Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir.”
–“ Bu hizmetleri yaparken de kendinizi günahlardan muhafaza edeceksiniz. Yoksa su ateşi nasıl söndürüyor, yok ediyor, günahlar da sevapları yok ediyor.”
– Bir insan günah işlerse bu insan ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda yoktur.
Son nefes
–“Biz ümmeti Muhammedin imanını kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz.”
-“-İnsana en lazım olan şey imandır. En mühim olan husus imandır ve insanın en mühim meseleside
sekeratta İmanla gidebilmesidir.insan imanla gittikten sonra ahirette işi kolaydır. Çünkü canabı hakkın
Yüz rahmeti vardır. Dünyaya bir rahmetini, ahirete doksandokuzu saklamış bu dünyadaki rahmetini
Tüm kullarına vermiş mümin fasık kafir hatta onu inkar edenede, ama doksan dokuz rahmetini mümin kullarına saklamıştır. insan Mümin olarak imanla göçerse orada işi çok kolaydır. Takva imanı kurur, ameli salihde onu kuvvetlendirir. Sekerat zordur. Ölüm anı tülbent nasıl böyle keralice tülbent bilgi vezneki dikenlerTemizlenirken( Ölüm anı tülbent nasıl dikenler özerinde alınmak istendiğinde) nasıl onu gerer ona onuDefoma eder. Aynen öylede ruh vücuttan çıkarken insan ızdırap çeker, açı çeker, sıkıntı duyar. Buda Yetmiyormuş gibi şeytan son nefeste ona insana musallat olur. En sevdiğinin kılığında gelir. Vefat etmiş olanlardan, o insana telkinde bulunur. Derki bak seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Ben senden önce Gittim orada gördüm orda geçerli din Yahudilik dinidir. Gel sen o dine geç perişan olma. Onu kandırmaya çalışır ikna edemese Hıristiyanlığı teklif eder eğer yinede kandıramasa elinde bir bardak Su sekerattaki o acı çeken insana onu gösterir. O lisanı haliyle ondan bana su ver diye talep ettiğinde’de veririm ama başınla bana bir secde et diye onu imansız götürmeye çalışır.Neuzibillah içte bu Sıkıntılı ve şeytanın musallat olduğu esnada insan kalbinde iman hakikatleri ile ilgili bir nebze şüpheye Düşese, tereddüde düşse,inkara düşse bu hal üzere ölürse imansız gider. Bütün hayatı boşa gider.
Bu tasavvuf, bu sadatı kiram en büyük faydası son nefestedir. Sadatı kiram onların ervahı canabı hakkın izniyle sekareta mevtanın başına gelir. O mekanı şeytan terk eder kaçar ve insan iman üzere ölür. Canabı hakkın huzura varır.”

–“ Kim o Sadatların elini tutarsa, sekiz sartı yaparsa İlahi noterde bunlara, vekalet vermiş oluyor, İlahi noterde o Sadata vekaletname veriyor. Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karsı yardım vekaletnamesı, kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesı, mahserde hesap verirken şefaat vekaletnamesı, sırattan gecerken yardım vekaletnamesi. O vekaletnameyle o zaat gelir şeytan kacar, melekler neden geldin dediğinde de Allah (c.c.) onun vekaletı var, Ben kabul ettım ona karısmayın der.O şekilde gerek son nefeste, gerek kabirde, gerek mahserde, gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler, ümmeti Muhammede yardım ederler. Şart değil amma bu kadar da faydası var ne dersiniz buyurmus”
–“BUNLAR BİR SÜRÜDÜR BU SÜRÜNÜN SAHİBİ PEYGAMBERİMİZDİR. BİZDE ACİZANE BU SÜRÜNÜN ÇOBANIYIZ. SÜRÜNÜN HİÇ BİRİNİN ZAYİ OLMAMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPARIZ. YORULURSA SIRTIMIZDA TAŞIRIZ HASTA OLURSA İLAÇ VERİRİZ İYİLEŞTİRİRİZ İLLA ÖLÜCEKSE MUNDAR GİTMESİN DİYE KESERİZ ÇOK ŞÜKÜR BU POSTA OTURDUGUMUZDAN BERİ HİÇ BİRİNİ KURDA KAPTIRMADIK İMANSIZ GÖNDERMEDİK

sohbet
—Sofiler Sohbet muhabbet verir, muhabbet insana amel yaptırır.
—Sofiler sohbeti rabıtayla dinlerlerse Rahmet zuhur eder.
—-Dergahlar’da vekiller bol bol Tasavvufi sohbeti yapsınlar.
—-Bir vekilin sohbet yapması, islamı anlatması için illa Mola olması, alim olması şart değildir. kitaplardan Okuyabilir Hazırlık yaparak kitaplardan çıkardığı özeti okuya bilir.
—-Gavs Sani Hz. lerine bir vesile ile sorduk;
“Sultanım cemaat çok kalabalık olduğu halde yapılan sohbetlerden bir feyiz ve muhabbet alamıyoruz. Bazen de üç beş kişilik bir ortamda yapılan sohbette çok daha fazla feyz ve muhabbet olduğunu müşahede ediyoruz. Acaba bunun nedenleri nelerdir?”

Gavs Hz. leri buyurdular ki;
“Bunun üç sebebi vardır, bu üç sebepten biri ya da bir kaçı zuhur edince o ortamdan feyiz ve muhabbet kesilir.”

“1-Ya sohbet eden kendi nefsinden konuşuyordur…Yani gafildir. Varlık duygusu ile konuşuyordur. Allah ın rahmetine, Sadatların himmetine yönelmemiştir.”

“2-Ya da cemaat aynı şekilde gaflet içindedir ve adabı gözetmeksizin mecliste bulunmaktadırlar. Yani kalpler dağınık beklentiler farklıdır. Allahın rahmetine, Sadatların feyzine yönelmemişlerdir.”

”3-Veyahut cemaat sohbette geçen konularda birbirlerinin eksiklerini görme gayreti içindedir. Yani şu şunun eksiği, bu da bunun eksiği gibi düşünerek herkesin topu birbirlerine atmasıdır.”

Sonra Gavs Hz. leri durdular ve üçüncü maddeyi işaretle buyurdular ki;
“Vallahi biz bundan nefret ediyoruz….”

—Gavs hz. k.s. bir sohbetinde şöyle buyuruyor

‘ Muhabbetin kaynağı dörttür
1.Mürşidi kamil ziyareti
2.Mürşidi kamil sohbeti
3.Rabıta
4.Virttir
–Gavs-ı sani hz. (k.s) neden sohbet etmiyor
Abilerimizden biri Gavs hz. ne sordu ( tanıyorum bu abimizi): ” Efendim, burada o kadar alim var, siz varsınız. insanlar da buraya ziyarete geliyorlar. İşleri yok. çay ocağında vs yerlerde vakit geçiriyorlar. Söyleseniz, alimler sohbet etse, siz sohebt etseniz…?”
GAVS-I SANİ HZ. sadece şunu söyledi:” HACI! BİZ KONUŞURSAK DOĞRUYU SÖYLERİZ!”

AMELİ SALİH
–“Ameli Salih Allahın (cc) emirleri yerine getirmektir.”
–“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir.”
–“Bu asırda en kıymetli ameli Salih insanların imanını kurtarmak ve cehenneme Gitmelerine mani olmaktır.”
–“Takva imanı kurur, Ameli salihde onu kuvvetlendirir.”
–“ Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri(ameli Salih) yapın”.
NEFİS
– Nefs düşmandır, Düşman düşmana acımaz, düşmanda hiçbir zaman hayır istemez.daima
Kötülüğü ister Allahu teala buyurduki- “inne nefse le emmaretun bis’sui”Yusuf 53
Nefsi emare daima kötülüğü emr eder.
–Şeytan ve nefs çok büyük düşmandır. Kedi nasıl fareyi delikten gözetiyor nefes bile almıyor,
Ses çıkarmıyor fare kendisini bilmesin çıksın diye şeytan ve nefiste öyledir.şeytanda aynı kedi gibi nerede nokta görürse oradan vurur.
–Şeytanı kandıran nefistir. Allah Teala şeytana Adem’e (a.s) secde et diye emretti, hemen nefis devreye girip, Hayır sen daha kıymetli maddeden yaratıldın ,o çamurdan yaratıldı; sen nasıl ona secde ediyorsun diye onu emre itaatten alıkoydu ve helak etti
–Bu tarikatı nakşibendiyenin gayesi cihadtır. En büyük cihad nefs ve şeytan ilk önce insan kendi
Nefsine dikkat etmesi gerekir.
–Şeytan kurt gibidir en ufak bir sesten korkar kaçar, şeytan Allah zikir edilince orada duramaz siner kacar, ama nefis öyle değildir.
–“Bu kapıda kişinin ne kadar hizmet ettiğine değil nefsinin ne durumda olduğuna bakılır.”
-Baskalarina hizmet etmek isteyenler, kendilerini islah etsin yeter.
Çünkü nefsini islah eden kimse baskalarina fayda verebilir ve güzel
seyleri temsil edebilir.Sadat-i Kiram,nefislerini islah edip güzel ahlaki
elde ettikleri için Allah yolunda insanlara büyük fayda vermislerdir.
En büyük hizmet,güzel ahlakli ve edepli bir insan olmaktir.?
-İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir.
-Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur?an okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder.?

RABITA
—Seyda hz buyurduki- üç çeşit Rabıta vardır.
1-Şeyhin Vucudunda kaybolmak.
2-Şeyhin suretini, karşısında düşünmek.
3- Şeyhin evini, bahçesini vb düşünmek.
–Soruldu- Akşam rabıtasında mürşidimizi hatırlayabildiğimiz en güzel şekilde rabıta yapabilirmiyiz?
Cevap: Size en güzel nasıl görünüyorsa öyle rabıta yapı
–Soruldu- Abdestsiz rabıta yapılabilir mi?
Cevap: Normal rabıtalarda olur. Akşam rabıtaları hariç
–Sofilerde ikide hastalik mevcuttur. bunlar

1-Benlik Hastaliği, Bunun ilaci Mürsid rabitasidir.

2-Tuli Emel Ilaci ise ölüm rabitasidir.

–Zikir çekmeyen Rabıta yapmayanı tanımıyoruz

–Gavsımız halifelik döneminde rabıta hakkında şunları söylemiş
sual: Seyidim, kitaplarda çeşitli rabıtalar tarif edilmiş, Siz nasıl yapıyorsunuz?

” Rabıta akşam namazından sonra yapılır 15 dakikadan az olmaz, birbuçuk saate kadar uzayabilir. Rabıta yapacak olan yüzünü kıbleye döner. Otururken sağ ayağını sol ayağının altından çıkarır. Gözlerini yumar. 25 estağfirullah çeker. Kendi sesini duyacak kadar söyler. Estağfirullah’lar ile, günün ağırlıkları ve dünya didişmelerinden kirlenen kalbini silmeye başlar. Daha sonra Sultanımızı azim, nurani ve latif bir
makamda düşünür. Mesela bir kürsüde. Durduğu yerin başından arş-ı alaya uzanan nurani bir sütun ile iner ve birleşir. Mürid, o nurani sütundan bir ziyanın kılıç gibi kendi kalbine aktığını düşünür. Kalpteki günahların, mermere damlayan asit gibi kalpte yara açtığını düşünerek, bu nurun o yaralara melhem olup kalbi cilalandırdığına inanır. Cilalaya cilalaya bir hafta kadar rabıtanın içinde kaybolursa rabıtası yoğunluk kazanır ve o insan istikamet sahibi olur. Tarikattan çıkmak istese de artık çıkamaz.
—Bir gün sordular- kurban rabıta yapmak için bir sofi oturur ama mürşidi hariç her şeyi düşünüyor
Bunda bir kazanç varmıdır.diye sordular Gavsı sani”Vardır” buyurdular sofi tekrar sorarak kurban
Ama sofi hiç mürşidini düşünmedi deyince Gavsı sani buyurduki—o sofi adab üzerine oturup ben
Rabıta yapacam demesi sadatların emri yerine getirmek içindir ve emre itaatte sofiye çok şey kazandırır
Gavs hz. k.s. bir sohbetinde şöyle buyuruyor

‘ Muhabbetin kaynağı dörttür
1.Mürşidi kamil ziyareti
2.Mürşidi kamil sohbeti
3.Rabıta
4.Virttir’
–“ Hatme,rabıta ve vird bizim yolumuzun esaslarıdır. bunlardan birini yapan kapımızın önündedir.İkisini yapanın eli elimizdedir.Üçünü yapanın eli cebimizdedir ne isterse alsın.”
–bir gün gavsımıza sofinin teki gitmiş vird kuyruğuna girmiş, virdini sorduktan sonra sormuş
- Ya Gavsım kalp tasfiyesi nasıl olur?
- “amel-i salih yapacaksınız, terketmeksizin hergün virdlerinizi çekeceksiniz, rabıta yapacaksınız ondan sonra her şey olur” buyurmuş
 

Kalıcı Bağlantı 12 Yorumlar

Yarenler

Ekim 15, 2007 at 6:50 pm (Blogroll)

İyice  dinleyin  söz benim değil

Bu dünyaya biz  çok  aldandık  yarenler

Babanın  sözüdür  bu  kez benim  değil

Tutmazsak  narına  yandık  yarenler

Gittik  ellerinden  öptük  kaç  kere

Tuttu  tuttu  çıkardı  battık  kaç  kere

Hazineyi  bir  pula  sattık  kaç  kere

Yalancı  çobana  döndük  yarenler

Allah  rızasıyla  çıkıp  haneden

Taş  değil  tezek  ol  hadi  yeniden

Bizi  bize  koyan  bin  bahaneden

Gitti  hepsi  bire  indik  yarenler

Alçak  gönüllü ol dedi  kalpleri  kırma

Yumuşacık  konuş  sakın  bağırma

 
Yanlışın  peşine  düş  önüne  durma

Yinede   yanlışa  kandık  yarenler
 

Allah’ın  resulu  işi  buyurdu

Çağırdı  herkesi  bizi  duyurdu
 

Himmetle  bezedi bütün yeri  yurdu

Yine  nefise dayandık  yarenler
 

Kucaklaşın dedi  bitti kırgınlık

Mazide kalmıştır artık  dargınlık

Bir  ömür değil bu söz sanki  bir günlük

Hemen  hiddete  boyandık  yarenler.
 

Edep dedi  yürünmez  onsuz bu yolda

Niyet Allah  değilse  noksanlık  kulda
 

Sadakat temel taşı  bil bu  okulda

Onuda hep ondan  kıskandık  yarenler
 

Bir devlet kuşudur  kondu  başlara

Döndü  kahkahalar gözde yaşlara

İsteksizce sarılıp  biz bu işlere

Ölenede  dek bizim mi sandık  yarenler
 

Kimindir  harmanın  savrulduğu  yer

Diller ayrı ayrı  cahil  bu  beşer
 

Sevgiyi  kalplere koymazsak eğer

Dünyaya  ahireti  gömdük  yerenler

sıbyan’dan

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum