Zikir Mürşidden İzinli Olmalı

Ekim 15, 2007 at 6:53 pm (Gül)

Kurbanlar inşallah sizlere Menzilde Bir Sofinin zikirle ilgili  başından geçen
bir hadiseyi kendi ağzından dinleyelim.

yaklaşık on sene önce  bir gün görevlilerden birisi kurban ne kadar vird çekiyorsun diye sordu? 33.000 dedim. ohoo sen hala ordamısın. haftada bir gel senin virdini artırayım dedi. artıra artıra 65.000′e çıkardı. Bende bir haller olmaya başladı. Kendimi Mehdi zannetmeye başladım. Daha sonra çocuklarımı, kardeşlerimle birlikte çuvallarla un, şeker, fasulye, nohut alıp, bir mağaraya gittim. bekliyorum, bekliyorum. ortada bişey yok.

dedim bari gidip, mürşidime durumumu anlatayım. Gavsımıza durumumu anlattım. direk olarak bana şunu sordu. sofi ne kadar vird çekiyorsun? 65.000 dedim. Gavsımız sordu. senin virdini kim artırdı? kurban bir görevli artırdı, dedim. Dedi Sofi bundan sonra 33.000 çekeceksin. Ondan sonra her şey normale döndü.

Letaif virdini Mürşid yada artırma yetkisi verdiği kişiler hariç, kimsenin artırmaması gerektiğinin hikmetide ortaya çıkmış oluyor. O yüzden büyüklerimiz buyurmuş ki; mürşidin izni olmadan çekilen vird, fayda yerine zarar verir.

aynilesme’den

Kalıcı Bağlantı 6 Yorumlar

İftira Olur

Ekim 15, 2007 at 6:51 pm (Gül)

Gavs-ı Sani hz. lerine sordular;

-Gurban bazen sofiler muhabbet olsun diye Sadatlardan zuhretmemiş
hal ve sözler naklediyorlar. Kötü  bir niyetleri yok ancak Sadatlardan
zuhretmemiş veya değişik şekilde zuhretmiş sözler ve haller anlatılı-
yor. Bunun mahzuru varmıdır.?

Gavs-ı Sani hz. leri buyurdular;

-Sadatlardan zuhretmemiş hal ve sözleri sanki zuhretmiş gibi anlatmak
Sadatlara iftira olur.

sıbyan’dan

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Hepsi Gaye Budur

Ekim 15, 2007 at 6:50 pm (Gül)

Size bir kaç şey söyleyeceğim…
Bu Nakşibendi tarikatının gayesi Allah-u Teala’nın rızasıdır…Bu tarik-i alanın gayesi , emri bil maruf nehyi anil münkerdir….
Allah-u Teala’nın emrini yerine getirmek ,Allah-u Tealanın yasak ettiği hareketlerden uzak kalmaktır….Hepsi gaye budur….
Bu da insanın gaye kalbini nakşetmektir…Bu da ibadettir…Allahu Teala Kur’an- ı Kerimde böyle buyurmuş : “Ya ademoğulları,
şeytana tabi olmayın. O sizin düşmanınız , zahiren düşmanınızdır.Bize ibadet edin…”Bu ibadet etmek Tarikat-ı Müstakimdir….
Hepsi gaye odur…Gaye Allahu Tealanın emrini yerine getirmek , Allahu Tealanın yasak ettiğinden uzak kalmaktır…Hepsi gaye odur.
Bunu insan yaparsa Ameli Salih olur…Ameli Salih ise Allahu Tealanın rızasıdır…İşte bu Tarikat-ı Ala üzeinde duruyoruz….Bu tarikat-ı ala
nın gayesi Allahu Telanın rızasını almaktır…Ve Allahu Tealanın emrini yerine getirmektir…Bunun için de insan , üzerinde çalışması lazım…
Niyet koymak lazım….Sonra bütün ameller de niyetle olur.Niyet olmazsa o amel olmaz.İnsan abdest alırken niyet olması şarttır.İbadet
yaparken niyet olması şarttır…Bütün ameller de kalben olmalıdır.Gavsımız kaddesallahu esrarahum aliyye bu niyet üzeinden sohbet yapmıştı:
İnsan sabahleyin kalkarken , elbiseyi giyerken , bir iki dakika kalbinden niyet olması şarttır.Yarabbi , ben sizin için gidip çalışacağım , sonra insan mesleği neyse gidip çalışmak lazımdır,dünya işi de şarttır.Allahu Teala şart koymuş ama hayır yollarına gitsin şer değil.Sonra şer olursa insan mahvolur,
zarar görür ,felaket olur ve işte niyette lazım , hayr olmak için…Yarabbi ben sizin için gidip çalışacağım . Gayemiz bizim rızasını almaktır. Gaye bu çalışmak kendi rızkım için değildir..Razıkı mutlak sensin. Çalışsam çalışmasam bana vaadetmişsin  ben rızkını vereceğim diye söylemişsin. Aile efradımızı üzerimize vacib etmişsiniz Yarabbi bu ailemin ihtiyacını görmek için gidip çalışıyorum Yarabbi , bir de sevaplarımı arttırmak için gelen sevaplar için bu sevaplar için çalışıyorum Yarabbi. Böyle bir niyet ederse kalbinden sanki o insan camiye gidip ta akşam oluncaya kadar Allahu Tealaya ibadet yapmış olur. Doğru bu da ibadettir dünya değil , sonra dünya olursa Allahu Teala lanet getirir ona.Hadisi şeriftir Peygamber aleyissalatu vesselam buyurmuş :”Eddünya vema fiha melune illa zekerallahu” dünya ve bütün dünyanın içerisindekiler melundur . Allahu Teala lanet getirmiş. İnsan niyet ederse Allah rızası için bu hariçtir.İşte bu niyet onun içindir. Dünyanın melanetinin altın girme sakın. Daima kalbinden niyetini sağlam sürmek daima kontrol etmek daima  Allah rızası için yapmak , ki ibadet olsun. Ki o çalışmasını menfaat almak için lazımdır. Onun için niyetini kontrol etmek için niyet şarttır.Allahu Teala şartı koşmuş. Bunun için bizde daima kontrol altına alalım kalbimizi. Şeytana bırakmayalım nefse bırakmayalım. Sonra onlar düşmandır. Düşman düşmana acımaz. Düşmandan düşmana hayır gelmez. Daima kötülük ister. Sonra Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde : “inne nefse leemmaretün bissui” diyor. Nefsi emmare insadan daima kötülük ister. Hayr istemez. Sonra düşmandır o da…E.. Allahu Teala insan bir dönerse Allahu Tealaya , Allahu Teala onun kademesine gelir . Bir insan Allahu Tealaya bir kademe gelirse … Allahu Teala ona on kademe gelir…Sonra dünya çok pistir. İnsana çok zarar verir…Hatta Hazreti Aleyhissalatu Vesselam “…dünyanın mihnetini günahların anasıdır.” Bütün günahlar ondan kaynaklanıyor dünyadan kendini muhafaza etmek şarttır. Dikkatli olacaksınız. Niyetini Allah rızası için gidip çalışmak lazım. Sonra çalışmakla çok büyük menfaat olur. Özellikle bu zamanda. Özellikle bu asırda gündüz gece çalışmak lazımdır. Çünkü biz gaye Peygamber Aleyhissalatu Vesselamın keyfini yerine getirmek içindir. Sonra Peygamber Aleyhissalatu Vesselam kendi ümmetini çok severdi. Başka peygamberler gibi değildi. Sonra kıyamet günü bütün peygamberler ,sonra kıyamet günü Allahu Teala insan eziyet görmezse cennete giderse o cennet hoşuna gelmez. Eziyet görünce yorulunca insan rahat oturunca o rahatlık insanın hoşuna gider. Kıyamet günü Allahu Teala cehennemin gemlerini bırakıp bütün insanların üzerine geliyor. Gelince peygamberler arşı alaya arşın kendine ( sarılıp ) Yarabbi beni kurtarın ,Yarabbi beni kurtarın , diye bağırıyorlar. Sadece bizim Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam Muhammed Aleyhissalatu Vesselam kalkıp Yarabbi benim ümmetimi kurtar diyor. Kendi nefsini istemiyor kendi ümmetini istiyor. Biz de onun için çalışmalıyız. Sonra çok sever. Başka ümmetler gibi değil. Bunun için onun keyfini getirelim. Sonra Peygamber Aleyhissalatu Vesselam Allahu Tealaya dua etti : Yarabbi benim ümmetimin ömrünü en kısa vermişsiniz Yarabbi. Sonra kıyamet yaklaşıyor. Ne kadar kötülük varsa kıyametin yaklaşmasından oluyor. Hem dünya çok kötü olmuş hem de zamanı çok kısadır , kısa zamanda vefat ediyorlar gidiyorlar sevabı da azdır. Kıyamet günü Peygamberlerin bazısından benim ümmetimin sevabı azdır diye utanıyorum Yarabbi. İsterizki ümmetimiz de biraz fazla olsun diye Yarabbi istiyorum. Hem onların zamanı kısa hem de en kötü zamanda yaşıyorlar hem de sevabı az oluyor ben utanıyorum diye dua etmiş. Onun için Allahu Teala Peygamber Aleyhissalatu Vesselam için ya da öteki Peygamberlerde bir günaöh bir günah idi.Bir hayır bir hayır idi. Bir hayır yaparsa bir hayır yazıyordu Allahu Teala buna da bir günah bir günah idi ama Peygamber Aleyhissalatu Vesselam hayrını fazlalaştırmak için Allahu Teala ona mükafat vermiş. Bir sevap on sevap yazdırır en az. Bazı sevaplar vardır bin sevap yazdırır binbeşyüz sevap yazdırır bir trilyon sevaplar da vardır.Bu sevaplar çoktur.O da Allahu Teala büyük nimet Peygamber Aleyhissalatu Vesselama vermiş. Onun için mesela insan  Mekke’de bir sevap yaparsa bir Lafzai Celal söyler sanki yüzbin sevap Allahu Teala ona yazdırıyor yani bire yüzbindir…Mekke’de Medine ‘de bir bindir o kadar sevap oluyor. Bir kelime Lafzai Celal söylerse mekke de sanki yüzbin kelime söylemiştir. Allahu Teala yazdırıyor.Normal bizim herkes kendi memleketinde bir söylerse on yazdırıyor. Bir de Allahu Teala mesela kalp Allahu Tealaya mahsustur. Allahu Teala insanın kalbine bakar. Bu kalbe düşünce haram düşünceler olursa kötü düşünceler kalbine girerse Allahu Teala yazdırmaz. Sevap olursa yazdırır hayır olursa yazdırır ama günah olursa yazdırmaz. Sonra kalp Allahu Tealanın azametinin eliyle yazdırıyor kendi eliyle yazdırıyor. Bunun için Allahu Teala haram niyeti de yazdırmaz. Hayır sevabı yazdırır.Mesela insan niyet ederse Yarabbi ben sizin için bu şeyi yapacağım bu cami yapacağım bu Mekkeye gideceğim yahut hacca gideceğim böyle bir sevap niyet ederse yaparsa on yazdırır yapılmazsa bir yazdırır. Ama bir insan günaha niyet ederse ben filan adamı haşa öldüreceğim harekkette ediyor ama vuruşma olmuyor vuruşma olmazsa melekler yazmaz. Niyet ediyor ben filan adamı öldüreceğim filan adama zulm yapacağım filan adamı şöyle yapacağım harekette ediyor. Ama Allahu Teala yazdırmaz yaparsa da yazdırır yapmazsa yazdırmaz. Ama sevap olursa hemen niyet ederse yazdırır. Yaparsa on yazdırır yapmazsa bir yazdırır. Daima insanın kalbinde niyet olması şarttır. Yaparsa Allahu Teala sevabını verir yapmaza Allahu Teala onu mahrum etmez.Gavs k.s.a her sene hac niyeti yapıyoruz.  Daima niyetimiz ;kalbimiz bu sene gelince ben hacca gideceğim. Eğer Allahu Teala bize nasib ederse onu Allahu Teala yazdırır sevap. Nasib de olmazsa gene hac sevabını alır. Daima o niyetle insan bir şey yazdırır. Sizin geldiğinize çok memnun kaldık. Allah razı olsun. Yalnız sizden ricamız şudur : daima Allah rızası için çalışalım Allah rızası için yola gidelim. Allah rızası için kalpten niyet edelim. Ki Allahu Teala bu iyi şeyleri bize nasib etsin. Yani Türkiye’nin her yerinden geldiniz Allahu Teala her kademden Allahu Teala on sevap size yazdırır. Sonra bu niyet Allah rızası içindir. İnşallah başka şeyler olmasın . Bunları silip atmak lazım yani Allahu Tealanın rızası için olmayanları kaldırıp atalım ya da hayır olsun. Yalnız çalışmanızı istiyoruz ki Peygamber Aleyhisselatu vesselamın keyfi gelsin.Peygamber ( s.a.v) beyaz yüzle onun huzuruna gidelim beyaz yüzle onun keyfini getirelim. Allahu Teala Peygamber (s.a.v) için çok şeyler vermiş sonra büyük Peygamberlerden biridir…Sonra Allah-u Teala çok büyük bir makam vermiş. Böyle insanlardan böyle peygamberlerden onun gibi Allahu Teala makam vermemiş. En büyük peygamberlerden birisidir. Onun için ümmeti de böyle sadık olsun . Sonra bu Tariki Nakşibendi çok büyük bir atılımdır. Müstakimdir.Sonra en sadık yolsa Eba Bekir-i Sıddık (r.a)dur. O sıdkıyla gidiyor.  O sıdkıyla sadık olmak şarttır. Sadık olalım biz menfaat görelim Peygambe Aleyhissalatu Vesselamın….Allahu Teala bu Tarikati Müstakimden bizleri nasib etsin . Bu Tarikati Müstakim devam etsin ta kıyamete kadar. Bizi Aleyhisselatu Vesselamın şefaatinden ayırmasın. Bu Saadat-ı Nakşibendiye nin gölgesinden ayırmasın Peygamber Aleyhisselatu vesselamın yolundan ayırmasın. Saadatı Naksibendinin yolundan Tarikati Müstakimden ayırmasın. Allah yardımcınız olsun.İnşallah bizlerde sizlerde Peygamber (s.a.v) yolundan gidelim. Hepsi gaye odur onun için çalışalım hepsi onun için ileri götürelim zira biz çok büyük bir zarardayız.Kıyamet gününün en dehşetli en zahmet en tehlike zamanındayız. Bu tehlikeli zamanda çalışmak şarttır. Gündüz gece çalışacağız  sonra çalışmak Allahu Teala çok seviyor Saadatlar da seviyor.Onun için dünya değil de ahiret için çalışacağız Allahu Tealanın keyfine gitmek için nazarlarını beraber olmak için Allahu Teala bu yolu bu tarikati insanımıza nasib etsin. Yetmiş milyonu nasib etsin. Allah yardımcınız olsun. Allah muhafaza etsin. İnşallah kıyamet günü birlik beraberlik içinde oluruz. Allah yardımcınız olsun….

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Yarenler

Ekim 15, 2007 at 6:50 pm (Blogroll)

İyice  dinleyin  söz benim değil

Bu dünyaya biz  çok  aldandık  yarenler

Babanın  sözüdür  bu  kez benim  değil

Tutmazsak  narına  yandık  yarenler

Gittik  ellerinden  öptük  kaç  kere

Tuttu  tuttu  çıkardı  battık  kaç  kere

Hazineyi  bir  pula  sattık  kaç  kere

Yalancı  çobana  döndük  yarenler

Allah  rızasıyla  çıkıp  haneden

Taş  değil  tezek  ol  hadi  yeniden

Bizi  bize  koyan  bin  bahaneden

Gitti  hepsi  bire  indik  yarenler

Alçak  gönüllü ol dedi  kalpleri  kırma

Yumuşacık  konuş  sakın  bağırma

 
Yanlışın  peşine  düş  önüne  durma

Yinede   yanlışa  kandık  yarenler
 

Allah’ın  resulu  işi  buyurdu

Çağırdı  herkesi  bizi  duyurdu
 

Himmetle  bezedi bütün yeri  yurdu

Yine  nefise dayandık  yarenler
 

Kucaklaşın dedi  bitti kırgınlık

Mazide kalmıştır artık  dargınlık

Bir  ömür değil bu söz sanki  bir günlük

Hemen  hiddete  boyandık  yarenler.
 

Edep dedi  yürünmez  onsuz bu yolda

Niyet Allah  değilse  noksanlık  kulda
 

Sadakat temel taşı  bil bu  okulda

Onuda hep ondan  kıskandık  yarenler
 

Bir devlet kuşudur  kondu  başlara

Döndü  kahkahalar gözde yaşlara

İsteksizce sarılıp  biz bu işlere

Ölenede  dek bizim mi sandık  yarenler
 

Kimindir  harmanın  savrulduğu  yer

Diller ayrı ayrı  cahil  bu  beşer
 

Sevgiyi  kalplere koymazsak eğer

Dünyaya  ahireti  gömdük  yerenler

sıbyan’dan

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Gavs’ın Dilinden İbn Hacer

Temmuz 11, 2007 at 11:54 am (Gül)

 

Gavs Hz. (k.s.) hatme-i haceganı yaptırdıktan sonra gözlerini kapatıp biraz bekledikten sonra buyurdular;

“Sofiler size bir şey anlatacağım.  Bu yol tertemizdir, bembeyazdır leke kabul etmez. Biz Şafii mezhebine göre amel ediyoruz. Bizim Şafii mezhebinin en büyük alimi İbni Hacerdir. O kadar büyük alimdir ki, o kadar büyüktür. O ilim öğrenirken çok çalışıyordu, çok gayret ediyordu amma anlamıyordu. Madem ki öğrenemiyorum, o zaman yaşlı anneme ve babama hizmet edeyim, onlara bakayım diye niyetlenip, bu niyetini Seydaya söylemek için yanına çıktı.Seydaya “Gurban ben çok çalışıyorum, çok gayret ediyorum amma bir türlü anlayamıyorum. İzin verirseniz bari gidip memleketteki yaşlı ve hasta olan anne ve babama hizmet edeyim.” dedi.

Seyda da O’na;

“Doğru sen çok çalıştın, çok gayret ettin. Biz de senin için gayret ettik çalıştık amma olmadı. Madem ki öyle gidebilirsin.” diye izin verdi.İbni Hacer yola çıktı. Bir süre yürüdükten sonra yoruldu. Yakında kayalık gölgelik bir yere dinlenmek için oturdu. Dinlenirken yukarıya baktı. Yukarıdan damlayan su damlalarının sert bir taş üstüne damlayarak o taşı deldiğini gördü. O büyük, acayip sert taştı. Bu su damlaları böyle sert bir taşı deldiğine göre ben de anlayabilirim diye düşündü ve tekrar Seydasının yanına dönüp başından geçenleri anlattı. Devam edip Şafii mezhebinin en büyük alimlerinden birisi oldu. Onun fetvası üzerine fetva veren de yoktur.

Bu su damlaları yumuşak ve kuvvetsizdir amma devamlıdır. Çok çalışmak ve çok gayret etmek lazım. Takvayla amel etmek sadık olmak lazım. Takvanın olduğu yerde fetvaya gerek yoktur.

Eskiden insanlar az amel ederek Allah a c.c. ulaşıyorlardı. Şimdi çok çalışmak, gayret etmek, devam etmek, sadık olmak lazım.

Resulullah a.s.v. “Dünya ve içindekiler melundur, lanetlenmiştir” dedi. Allah c.c. için niyetlenenler ve Allah c.c. çalışanlar hariçtir. Evinizde sabahleyin elbisenizi giyerken rızık kazanmak için değil Allah c.c. için niyetlenin: “Ya Rabbi! Biz, senin için, senin rızan için çıkıyoruz. Hane halkının rızkını üzerimize vacip kıldın. Bu vacibi yerine getirmek için çıkıyoruz. Sen rızka kefilsin. Rızkımızı vereceksin..”

(Haşa O’nun (cc) sözünde yalan olmaz.)

***

Kalıcı Bağlantı 8 Yorumlar

Ey Garip Bülbül Diyarın Kandedir?

Mayıs 28, 2007 at 12:09 pm (Şiir)

 

Ey garip bülbül diyarın kandedir
Bir haber ver gül-i zarın kandedir
Sen bu ilde kimseye yar olmadın
Var senin elbet yarin kandedir

Arttı günden güne feryadın senin
Ah ü efgan oldu mutadın senin
Aşk içinde kimdir üstadın senin
Bu senin sabr ü kararın kandedir

Bir enisin yok acep hasrettesin
Rahatı terkeyledin mihnettesin
Gece gündüz bilmeyip hayrettesin
Ya senin leyl ü neharın kandedir

Ne göründü güle karşı gözüne
Ne büründü baktığınca özüne
Kimse mahrem olmadı hiç razına
Bilmediler şehsüvarın kandedir

Gökte uçarken seni indirdiler
Çar unsur bendlerine urdular
Nur iken adın Niyazi verdiler
Şol ezel ki itibaren kandedir

Niyazi Mısri

Kalıcı Bağlantı 5 Yorumlar

Zikir

Mayıs 13, 2007 at 10:04 pm (Gül)

 

Gavs-ı Sani hazretleri buyurdular ki:

Zikir çekmeyen sofi avamdır. Nakşi listesine sadece zikir çeken sofiler yazılır. Nefis neyf-u isbat ile müslüman olur. Sofiler bize dünya şikayeti ediyorlar. Ama bir sofi gelip zikir ile ilgili soru sormuyor. Dünya dertleri hep gafletten geliyor. Zikri sürekli çekin, günahlara meyletmeyin. Yoksa zikir uzar gider…

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

Ah Mine’l-Aşk!

Mayıs 13, 2007 at 9:59 pm (Gül)

Sufilerden biri anlatıyor:

Bir gün Gavs hazretlerine baktığımda içimde değişik bir hal ile merhamet duygularım kabardı ve ağlayıverdim. Dostlardan biri şöyle demişti:

“Bu sadatlara merhameti olmayanın kimlere merhameti olur ki? Bunca sorumluluk ve bunca yük.. Mübareğin bel ve diz ağrıları dayanılacak gibi değil. Doktorlar kesinlikle dizlerinin üzerine oturmamasını tavsiye ettiler ama o hep dizlerinin üzerine oturuyor. Bunca rahatsızlığına rağmen bu kadar yüke nasıl dayanıyor? Biz bir kaç gün dayanamıyoruz orada, dizlerimizin ağrısından duramıyoruz.”

O hal üzere iken dervişlerden biri geldi ve anlatmaya başladı:

“Sofi bilir misin bu mübarekler bu kadar sıkıntıya nasıl dayanırlar? Hiç düşündün mü?”

Dedim:

“Kurban, bilmem ki nasıl dayanırlar?”

Dedi ki:

“Sadatların bunca yüke ve sıkıntıya dayanmasının sebebi Allah’ı (cc) ve Rasulullah’ı (sas) çok sevmeleridir!..”  

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Nere Düştü?

Mayıs 11, 2007 at 6:59 pm (Gül)

 

Gavs-ı Sani hazretlerinin latifelerinden biri: 

Hizmet sırasında ağır bir yük kaldırıp da göbek bölgesinden rahatsızlanan bir sufi yanında bir görevli ile beraber Gavs-ı Sani hazretlerinin huzuruna çıkar ve halini arz eder:

“Sultanım, göbeğim düştü.”

Mübarek döner ve tebessüm ederek sorar:

“Sofi, nere düştü?”

Sufinin yanındaki görevli mübareğin hadiseyi anlamadığını düşünerek göbek düşmesinin ne olduğunu izah etmeye çalışır. Mübarek görevliyi dinler ve yine tebessüm ederek sorar:

“İyi iyi de sofi, göbeğin nere düştü?” :)

***

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Hizmetime Mani Olmayın

Mayıs 11, 2007 at 6:52 pm (Gül)

 

Bir Hac ziyareti sırasında Gavs-ı Sani hazretleri oturmuş rahleleri önlerinde olduğu halde Kur’an-ı Kerim okumaktalar. O esnada Kur’an okumak için gelen diğer hacı adaylarına da bir yandan kendi taraflarında olan rahlelerden bir bir veriyorlar ve aynı zamanda Kur’an okumaya devam ediyorlar.

Bu hali gören sufilerden biri mübarek sıkıntı çekmesin niyeti ile kendisine şöyle der:

“Kurban siz zahmet etmeyin. Rahleleri biz dağıtırız.”

Mübarek tebessüm ederek sufiye bakar ve şöyle buyurur:

“Neden benim hizmetime mani oluyorsunuz? Biz ümmet-i Muhammed’e -aleyhissalatü vesselam- Allah için hizmet ediyoruz. Haydi, siz de gidin kendinize bir hizmet bulun. Hizmetimize mani olmayın.”

***

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

« Previous page · Next page »